Bu yazıda, Trabzon’daki tek sahaf olan Dost Sahaf vesilesiyle tanışıp bir araya geldiğimiz iki değerli koleksiyoner ile sahaf kültürüne, kitap ve plak koleksiyonculuğunun iç yüzüne kapı aralıyoruz.
İlk olarak, hem Dost Sahaf’ta hem de kişisel yaşamında entelektüel bilgi birikimi ile hayranlık uyandıran Zafer Horos, sahaf kültürü ve kitaplardan bahsedecek.
Merhaba, öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz?
Adım Zafer Horos, Trabzonluyum. Kitaplara özel bir ilgim var. Uzun yıllardır prestijli kitaplar, pullar, dergiler, DVD’ler, efemera diyebileceğimiz kartpostallar ve film afişleri topladığımı söyleyebilirim.
Bir Trabzonlu ve kitaplar, koleksiyon değeri taşıyan objeler ile ilgilenen birisi olarak Trabzon’daki sahaf kültürünü nasıl buluyorsunuz?
Ne yazık ki Trabzon’da sahaf kültürü pek gelişmiş değil. Dost Sahaf ve birkaç ikinci el kitapçı dışında yalnızca bizim gibi kişisel olarak ilgilenenler var. Trabzon’da basın yayın geçmişi çok eskilere dayanıyor ama geçmişte basılmış ve yayınlanmış eserleri günümüzde bulmak zorlaştı. Trabzon’la ilgili gazete ve matbuat eserlerinin birçok kişi tarafından toplanması, koleksiyon yapanların işini daha da güçleştiriyor.

Trabzon’daki tek sahaf olarak Dost Sahaf, insanları nasıl bir araya getiriyor?
Trabzon’da yaşayıp sahafa ilk defa gelenleri görmek ve onlarla tanışmak mutlu ediyor. Aynı şeylerden hoşlanan insanlar bir araya gelince sohbetin yönü de konusu da kendiliğinden şekilleniyor. Ben uzun yıllar içinde Dost Sahaf’ta toplanan, ortak ilgi alanlarını paylaşan ve hatta bu dostluklarını dışarıda da sürdüren pek çok insan gördüm. Bu değerli bir şey. Trabzon’da bu tür karşılaşmaları ancak orada görebiliriz diye düşünüyorum.
Dost Sahaf’a gelen bir ziyaretçi orada ne ile karşılaşır?
Çocukken okuduğu bir kitabı bulabilir ya da zamanında sahip olup kaybettiği, elinden çıkardığı bir kitabın aynı baskısına rastlayabilir. Bu noktada diyebilirim ki; gelen kişi aradığı şeyi bulamasa da buldukları onu mutlu edebilir.
Pekâlâ, kendinizi bir koleksiyoner olarak değerlendirebilir misiniz?

Aslında, kendimi bir koleksiyoner olarak görmüyorum çünkü yalnızca sevdiğim ve ilgimi çeken şeyleri toplamaktan keyif alıyorum. Bunu kişisel bir müze gibi düşünebiliriz. Özellikle topladığım şeyler arasında Lewis Carroll’ın Alice kitapları var. Koleksiyonumda 160’tan fazla Alice Harikalar Diyarında ve Aynadan İçeri kitabı bulunuyor.
Türkçedeki ilk baskısı da dahil olmak üzere ağırlıklı olarak Türkçe, İngilizce ve Almanca baskılara sahibim. İlginç bir şekilde, bu eser Türkçeye ilk kez 1932 yılında çevrilmiş, ancak yalnızca ilk 6 bölümü çevrilmiş, nedense diğer 6 bölüm çevrilmemiş. Bu kitabın Trabzon Erkek lisesi kitaplığı kaşesi taşıması onu benim için daha da özel kılıyor.
Bu eserleri bulmak sizin için zor oluyor mu?
Eserin yazarı ve baskısına bağlı olarak bazı kitaplar gerçekten çok nadir bulunabiliyor. Bulunan eserin imzalı olması ya da imzalatmak da onu daha değerli hale getirebiliyor. Mesela özel baskı olarak sınırlı sayıda üretilmiş olan kitaplar da var. Bu kitaplar zaten koleksiyon amacı ile ilgi topluyor. Kendimden örnek verecek olursam Hakan Günday’ın Kinyas ve Kayra kitabınınhem ilk baskılarını hem de özel baskılarını yazarından imzalı olarak aldım. Ferhan Şensoy, Ercan Kesal, Tayfun Pirselimoğlu ve Zeki Demirkubuz tarafından afiş, DVD ve kitap imzaları almışlığım da var. Buluşma yerine yazarın veya yönetmenin bir eseriyle gitmek sanatçıyı da mutlu ediyor.
Sizce bu tutku gelecekte nasıl şekillenecek?
Henüz 35’i geçmedik, yolu yarılamadık diyelim. O sebeple bir şeyleri toplama ve kendimce biriktirme aşamasında olduğumu düşünüyorum. Bu tutku son bulacak bir şey değil zaten. İnsanlar mutlaka ilgi duydukları bir tema belirleyip, bu alanda koleksiyon yapmalı. Nitelikli bir koleksiyoncu, bir süre sonra hayatı farklı boyutlarıyla görmeye, derinlemesine düşünmeye başlıyor.


Dost Sahaf’ı ve değerli kitapları bir nebze tanıdık. Yazının devamında bizleri müzik tarihinde bir yolculuğa çıkaran, eski notaların ve her çağda bir yankısı olan dizelerin peşine düşen, kendi deyimiyle bir “Zaman Taciri” olan Yunus Emre Erdoğan’a söz verdik.
Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?
Ben Yunus Emre. Yaklaşık sekiz yıldır plak, kaset, ilk baskı veya imzalı şiir kitapları, nadir dergiler, film afişleri, kartpostallar ve fotoğraflar topluyorum.

İlk defa bir şeyler toplama arzusunu ne zaman hissettiniz? Bu serüven nasıl başladı?
Çocukluğuma, 90’lara gidebiliriz. O dönem televizyonda yayınlanan Pokémon çizgi dizisinin tasolarını biriktirmeye başladım. Seriyi tamamlarken derslerimin aksamaya başlaması ailemin dikkatini çekmiş olacak ki babam ilk koleksiyonumu bir daha göremeyeceğim şekilde iş yerine götürmüştü. Daha sonraları eve gelen davetiyelerden tasarımını beğendiklerimi biriktirdiğimi hatırlıyorum. Hatta yıllar sonra misafirliğe gelenler, kendilerinde bile olmayan davetiyelerine şaşkınlıkla bakardılar. 8 yıl önce ise bana hediye edilen bir pikapla plak toplama tutkum başladı.
Koleksiyon objelerini nasıl bulduğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Bir süre sonra, sahaflar ve müzayede evleri, gittiğim her şehirdeki ilk durağım oldu. Benim için bu bir zaman yolculuğuydu. Peşinde olduğum plaklar ve kitaplar beni sahaflarda bir arkeoloğa dönüştürmüştü. Bu süreç, bir kazı yapmak gibiydi; neyle karşılaşacağımı bilmemenin heyecanı, bulmaktan bile daha büyüleyiciydi.
Uzun zaman peşinden koştuğunuz, neredeyse takıntı hâline getirdiğiniz bir plak oldu mu?
İnsanların evlerini kasetler doldurmadan önce son basılan plaklardan biri olan Ahmed Arif’in kendi sesinden okuduğu Hasretinden Prangalar Eskittim plağı diyebilirim. Uykularımı kaçırıyor, rüyalarımı süslüyor… Hâlâ bulamadım.
Koleksiyonunuzdan, yıllar içerisinde neler topladığınızdan bahseder misiniz?
Her şeyi toplamak çok zor. Zaten her şeyi biriktirmeye çalışmak ayran gönüllülük olur, hatta istifçiliğe dönüşebilir; kaybolursunuz. Ben kendime bir sınır çizdim ve çoğunlukla 1970’ler ve 80ler Anadolu pop ve rock kültürüne yoğunlaştım. Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray ve Sezen Aksu plakları topladıklarım arasında önemli bir yer tutuyor. Cem Karaca’nın Anadolu türkülerini yeniden sentezlemesi beni her zaman büyülemiştir. Mesela Dadaloğlu Destanı yorumu harikadır. 70’lerde Anadolu’da var olan o kültürü, destanı yeni bir formda gitar ile seslendirmesi yani batı müziği ile buluşturması oldukça değerli ve ilgi çekicidir. Aynı dönemde Orhan Veli, Nazım Hikmet gibi birçok şairin şiirleri de şarkılara dönüştürülerek yeniden yorumlanmıştır.

Koleksiyonunuzdaki nadir eserlerden örnek verebilir misiniz?
Erkin Koray’ın daha sonra toplatılan ilk uzun çalar plağı, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun çizimlerinin yer aldığı Orhan Veli’nin “Yenisi” kitabı, 1921 yılında yayınlanan ve Nazım Hikmetin üç şiirinin yer aldığı Osmanlıca Sekizinci kitap dergisi koleksiyonumdaki en nadir eserler olabilir.

Yeni başlamak isteyenler için önerileriniz var mı?
Bu serüvende üç şeye ihtiyaç var: zaman, bilgi ve maddiyat. Sahafları gezmek, müzayedeleri takip etmek zaman gerektirir. Neyi nerede bulacağını bilmek önemlidir. Nadir eserler toplamak ise belirli bir bütçe ayırmayı gerektirir. Bu üç unsurdan biri eksik olursa, koleksiyon süreci tamamlanamaz.
Bu koleksiyon tutkunuzun gelecekte nasıl bir yere evrileceğini düşünüyorsunuz?
Her koleksiyoner, topladığı objeleri başkalarına göstermek ister. Zaten koleksiyon yaparken bu arzu da içimizde oluyor. Bulduğumuz objelerin nadir ve herkeste olmayan şeyler olmasının kattığı bir hava da var koleksiyonlarda. Bu konuda arkadaşlarımla konuşurken, bir zaman sonra aklımda şöyle bir düşünce de oluştu: Bu topladıklarımı başkaları da görmeli! Ve böylece bir müze kurma fikri ortaya çıktı. Açıkçası, ileride Trabzon’da—hatta daha da özelleştirecek olursam Ganita’da bir şiir müzesi kurmayı düşünüyoruz. Bu müzede, Türk edebiyatında öne çıkan şiir kitaplarının ilk baskılarını, bu şiirlerin yer aldığı plak ve kasetleri dahil ederek sergileme gibi bir hayalim var. Örneğin: Orhan Veli’nin şiirleri, bu şiirler doğrultusunda kaydedilen plak ve kasetler, şairin kendi çıkardığı Yaprak dergisi ve Orhan Veli’ye ait bazı fotoğrafları bir arada sergileme hayalimiz var.
Çalma Listesi:
- Cem Karaca – Dadaloğlu
- Erkin Koray – Yalnızlar Rıhtımı
- Mavi Işıklar – Ankara Rüzgarı
- Barış Manço – Kol Düğmeleri
- Pink Floyd – Another Brick in The Wall
- Nur Yoldaş – Sultan-ı Yegah
- Bülent Ortaçgil – Benimle Oynar Mısın
- Yusuf/Cat Stevens – Lady D’Arbanville
- Semiramis Pekkan – Bana Yalan Söylediler
- Milva – Bella Ciao
- Fikret Kızılok – Zaman Zaman
- Özdemir Erdoğan – Gurbet
- Ayla Dikmen – Anlamazdın
- Üç Hürel – Bir Sevmek Bin Defa Ölmek Demekmiş
- The Beatles – With A Little Help From My Friends
- Gülden Karaböcek – Nem Kaldı
- Hümeyra – Kördüğüm
- Sezen Aksu – Sen Ağlama
- Ajda Pekkan – Palavra
- Ferdi Özbeğen – Büklüm Büklüm

