Funda Yılmaz (Antrenör):
- Hentbol antrenörlüğüne nasıl başladınız? Bu spora ilginizi ne tetikledi?
Sporculuk dönemimde ön çapraz bağım koptu, iki çocuk annesi olduğum için ameliyat olmak istemedim. Hentboldan kopamıyorsun bir yerde, bu yüzden antrenör olmaya karar verdim, bu işte de yeni sayılırım.
- Takım içindeki uyumu nasıl sağlıyorsunuz?
Zaten takımımıza gelen her sporcu bilinçli ve profesyonel olduğu için her zaman yüzde yüz güvenle başlıyoruz. Diğer takımlarda da oynadığımız için spor camiasında hep birbirimizi tanıyoruz. Bir aile oluyoruz zaten, ailede nasıl laf dışarı çıkmaz ya da insanlar birbirine güvenir, tartışma veya farkı şeyler olur, o aile içinde kaldığı gibi biz de bir aileyiz diyoruz ve kenara çekiliyoruz.
- Genç sporcuları hentbola teşvik etmek için neler yapılmalı?
Çok güzel bir soru, öncellikle sporun her branşını, sporu sevmeleri lazım. Ortaokul başta olmak üzere genelde okullardan sporcu topluyoruz. Hentbola bir kere başlayan da bir daha bırakamıyor. Bizi seviyorlarsa hentbolu da seviyorlar. Zaten altyapımızda da çalıştırıyoruz, altyapıda daha çok görev aldığımı söyleyebilirim.
- Takımınızı birkaç cümleyle nasıl tanımlarsınız?
Karadeniz gibi söyleyeyim ben. Dalgaları gibi bazen çok durgun, bazen çok öfkeli, bazen deli gibi ne yapacağını bilmiyor. Azgın sularıyla bütün takımları yenebilir şeklinde tanımlayabilirim.
Elaine Gomes:
- What is the most challenging aspect of this sport in your life?
The most challenging thing was leaving my house. When I was fourteen years old, I had to leave my family, my best friend. I was very young, so.
- What would you say to someone just starting in this sport?
I should say you have to work hard. You have to enjoy the game and have fun. And then, you’ll see if you want to be a professional or just train like a normal person. But this sport is amazing, I love handball so much. So, I would like to say everyone to enjoy as much as they can because this game is so nice.
Eylül Şilan Yalçın:
- Maç sırasında yaşadığınız en unutulmaz anı bizimle paylaşır mısınız?
Kırşehir maçındaydık. Bir kızın dirseği burnuma çarptı ve burnum kırıldı. Sonrasında oyundan çıktım. Doktor ve antrenör bakıp kesinlikle oynayamayacağımı söyledi fakat ben tamponu takıp tekrardan oyuna girdim. Girdiğim dakika da gol atmıştım.
- Kadın sporcular olarak, hentbolun daha fazla tanınması ve yayılması için hangi adımlar atılmalı sizce?
Bence kesinlikle kadın erkek ayrımı kalkmalı. İnsanlar spora daha çok yöneltilmeli, şiddetle değil de biraz daha sevecen bir şekilde. İnsanları soğutmadan dahil edebiliriz aslında o işe. Hentbol maçları televizyona daha çok verilerek insanların ilgisi çekilebilir. Bunun için reklamlar yapılabilir, insanların ilgi duyacağı alanlara konulabilir.
Buse Dündar:
- Antrenmanlarınızda sizi en çok zorlayan şey ne? Bunun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Disiplinsizlik ve adaletsizlik çok zorluyor beni. Bunun üstesinden kulaklarımı kapatıp kendime daha çok odaklanarak geliyorum. Ayrıca her şeyin buradan ibaret olmadığını, geleceğimin daha parlak olduğunu düşünerek her zaman ileriye bakıyorum.
- Başarılı bir takım olmanın sırrı nedir?
Buse Dündar: Kendi içimizde aile gibi olmak, birbirimize güvenmek, birbirimizin açığını kapatmak, saha içinde ve saha dışında mücadele ederken birbirimize sımsıkı bağlanmak takımın bir başarısıdır.
