Emma: Aşkta Strateji, Hayatta Privilege

Jane Austen’ın 1815 tarihli Emma romanı, güçlü, zeki ve fazlasıyla özgüvenli bir kadın kahramanla bizi karşılıyor. Emma Woodhouse, aşkta başkalarına akıl vermekte usta ama iş kendi kalbine gelince tam bir amatör. 

Emma’nın en büyük hobisi başkalarının aşk hayatına müdahale etmek. Evlenmeyi gereksiz buluyor ama arkadaşlarının aşk hayatını yönetmeyi kendine görev ediniyor. Kendi hayatı mükemmel olduğu için mi, yoksa başkalarının kaderini şekillendirmek daha eğlenceli olduğu için mi bilinmez. Ama elimizde, ilişkiler konusunda uzman olduğunu sanan bir karakter var. Maalesef işler hiç de planladığı gibi gitmiyor. En büyük aşk iddialarının “Ama bence siz çok iyi bir çiftsiniz!” gibi içi boş argümanlara dayanması ise oldukça komik.

Peki, Emma gerçekten özgür ve bağımsız bir kadın mı, yoksa dönemin kurallarına sıkışmış bir karakter mi? Bir yandan, zengin olduğu için kimseye muhtaç değil; evlilik umurunda bile değil. Diğer yandan, tüm sosyal hayatı başkalarının ilişkileri üzerine kurulu. Üstelik büyük kararlar alırken hep bir erkek figürüyle karşı karşıya geliyor. Örneğin, Knightley’nin ona hayat dersi vermesi. Emma, kendi fikirlerinden bu kadar emin olan biri olarak, doğruları ancak bir erkek karakter dile getirdiğinde mi fark ediyor? 

Dönemin şartlarını da göz ardı edemeyiz tabii. 19. yüzyıl İngiltere’sinde kadınlar için fazla seçenek yok. Ya evlenip “saygın” bir eş oluyorsunuz ya da ailenizin yanında sonsuza kadar “sevilen bir kız” olarak kalıyorsunuz. O yüzden Emma’nın bağımsız bir kadın olarak çizilmesi bile başlı başına bir devrim sayılabilir. Ama her şeye rağmen Emma’nın en büyük macerası bile dönüp dolaşıp evlilik meselelerine bağlanıyor.

Bugünün gözünden baktığımızda, bir yandan kendi kararlarını verebilen, ekonomik özgürlüğü olan bir kadın görmek güzel. Diğer yandan hikâyenin sonunda hâlâ romantik bir sona bağlanması, “Demek ki sonunda herkes birini bulmalı.” mesajını veriyor gibi. Emma gerçekten istediği hayatı mı yaşıyor, yoksa toplumun ona çizdiği çerçevede mi hareket ediyor? Her şeye rağmen unutmayalım ki, aşk bir strateji oyunu değil.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *